Peynir Gemisi Ve Piyano Tamircisi

Bir çay fincanında kahve.. .. Ve yazmaya her vakitki başlayıp başlayıp tekrar bırakmak. Hiçbir şeyi tam olarak yapamadım. İnsan kendi kendini değerli hissetmek istiyor onun içinde bir şeyler üretmeli . İşte yeniden o dönemlerdeyim. Yazmak ve hayallerimin kağıda yansımasını istemek en güzel şey bu işte. Keşke bir kitap yazmış olsaydım hala geç değil bazen anlatacak o kadar şey biriktiriyorum fakat anlatamıyorum ki akılalmaz bir çelişki oluşturuyor bende.

Bazen feylesoflar gibi bir konu üzerine saatlerce hem de günlerce düşünmüşlüğüm vardır. Obsesyonun insanı yalıttığı dönemlerden bir vakitte. Ali yine o yolda yürüyordu. Kafasında aynı karışıklık yürürken gözlerini kaçıramadığı karecikler yerlerdeki karelerle sınavı.. Hangisine basmalı köşeye eşit gelmemeli.. Hep içlerine basmalı.. Daimi bunları tekrarlıyordu içinden bunları tekrarlarken de kendisinde bir deşarj olma görülüyordu. Oysa kendini kandırıyordu.

Haneye gittiğinde annesi uyumuştu. Belli ki onu gecenin geç saatlerine kadar beklemişti. Orada koltukta uyuyakalmıştı. Kendine kızdı bu yaştaki annesinin onu bu saate kadar beklemesine gerek yoktu. Kendini merak ettirmemeliydi.

Ali’nin kendisi ile dövüşü hep aynıydı. Kendisinin daimi yarattığı o duygusal boşluk onda deşarj olma mı yaratıyordu acaba ? Üzülmekten keyif mi alıyordu ? Bunu kendisi yapıyordu. Hayatını yönlendiremeyen milyonlarca insandan biri olmak istemese de dünyadaki kaideye uyum sağlamıştı. O da hayatı da kendi yarattığı dünyasında ehemmiyetli değildi. Her konuda fikri olan insanlardan değildi. Bilmediği konularda fazla yorum yapmazdı.

Çocukken hep bir gemi ile dünyayı gezmek istemişti. Zati hep istediği iki şey vardı. Piano  çalmak ve bir dünya yolcusu.. Ama çok yoksul bir aileden geliyordu. Bunları yapabilecek ne parası ne de ortamı vardı..